Çok konuşuyoruz.

Bunu otuz yılı aşkın zamandır radyodan televizyona, sahneden dijital platformlara kadar hemen her sahada konuşmuş ve konuşmaya devam eden birisi olarak söylüyorum: Çok konuşuyoruz. Asıl ihtiyacımız olan şey konuşmak mı? Sanırım hayır! Peki konuşmayalım mı? Konuşalım elbet. E, derdin ne o zaman? Derdim kimlerin konuştuğu, nasıl konuştuğu, nereden konuştuğu, niye konuştuğu, neyi konuştuğu… Uzayıp gidiyor böyle. Açalım en iyisi mevzuyu.

Eskilerin sözlerini tekrar edip duruyoruz. Bu yanlış bir şey değil, hatta doğrusu bu! Derler ki: “Büyükler, kendisinden evvelki büyüklerden bahseder kendisinden değil!” Kişinin kalibresi biraz da buradan çıkar ortaya. Derdini anlatan adam iyidir, kendini anlatanın kendine bile hayrı yok! Kudemâ sözünün tekrarı buradan bakınca güzel ama yeterli değil. Zira söz kimin dudağından çıkıyorsa onun kalbinin suretine bürünerek çıkar. Kalp o kalp değilse söz aynı söz bile olsa tesir etmiyor. Konuşmanın gerek şartlarından birisinin adını koyalım o zaman: Kalp sahipleri konuşacak! Nefsinin tezkiyesine, kalbinin tasfiyesine emek vermiş, kalb-i selimin hiç olmazsa eşiğine gelip durmuş zevât konuşacak ki dinleyene bir hayrı olsun.

Eski sözlerin tekrarını terk edip yeni bir şeyler söyleyelim diyoruz. Söyleyelim ama burada da mihenk mühim. O ölçüyü kaybettin mi yandı gülüm keten helva. Bin yıldır söyleneni yeni bir üslupla bile söylesen söylediğin bin yıldır söylenendir diye bakıyoruz meseleye. Orijinal bir tarafı yok. Ne yapalım o zaman? Söylenmeyen bir şey söyleyelim. İş buraya geldi mi herzenin bin türlüsüne kapı aralanıyor. Konuşmak hayrı ifadenin değil, konuşanın popülaritesinin hizmetkarına dönüşüyor. Bizim yeni sözlerden ziyade eski-meyen- sözleri söyleyecek pak dudaklara ihtiyacımız var. Ama gel gör ki kadim söze pak dudak bulmak zor, kirli dudağa yeni safsatanın bini bi para! Güzeldir o ifade, mihrap için de söylenir vaaz kürsüsü için de: “Buralar arz-ı endam değil arz-ı hal mekanıdır!”

Söz kişinin neresinden çıkarsa muhatabının oraya uygun yerine gidiyor. Dudaktan çıkan kulağa, kalpten çıkan kalbe, ruhtan dökülen ruha. Sözü kalbimden söyleyeyim de muhatabın kalbine gitsin diye ıkınmanın âlemi yok. Öyle olmuyor bu iş. Zevk ettiğin, idrak ettiğin, hazmettiğin, bedelini ödediğin, uykunu kaçıran, ciğerini yakan, yaşadığın mevzuya dair sözler sen istemesen de kalbinden çıkıyor; değilse hikaye! Kalbine döküyorsun sözü, kalbin tamamsa kirlenmeden çıkıyor kalbinden ve dinleyenin kalbine gidiyor. Yoksa kalpten çıkıp kalbe giden ve gittiği kalbi de kirleten sözler de var elbet!

Niye konuştuğun çok mühim. Allah için ticaret de konuşulur para için din de! Niye’yi kişinin niyeti belirliyor, niyetini ise kalbi. Selîm olmayan bir kalp sahibinin niyetin hakkını vermesi zor. Taklit ile de niyet etmesin mi? Etsin elbet, etmeye çalıştığımız o zaten. Ama yetmiyor. Konuşmak o kişinin hakkı ve harcı ki, istese de Allah’tan gayrı bir şey için konuşmayı beceremesin!

Çok konuşuyoruz, hep susuyoruz. Dilimiz hep konuşuyor halimiz hep susuyor. Dilimiz susup hâlimiz konuşsa oysa, kâlimizin de bir anlamı olacak. Müslümanı tarif ederken, görenlerin kendisi gibi olmak istediği kimsedir, derler. Güzel tariftir. Nerede görenlerin, neyini görenlerin? Her yerde ve her halini! Ticaret yaparken görecek dürüstlüğüne hayran olacak, belaya sabrederken görecek metanetine hayran olacak, nimete şükrederken görecek mahviyetine hayran olacak, komşuluk yaparken görecek edebine hayran olacak, çocuklarını severken görecek şefkatine hayran olacak, ikram ederken görecek cömertliğine hayran olacak, yürürken görecek tevazuuna hayran olacak, anlatırken görecek üslubuna hayran olacak, kızarken görecek heybet ve vakarına hayran olacak, kazanırken görecek hassasiyetine harcarken görecek görgüne hayran olacak, yaşarken görecek asaletine ölürken görecek izzet ve şerefine hayran olacak!

Sen dilinle inandığın değeri anlatmaya çabalayıp durmayacaksın, hâlin haykıracak temsil ettiğin güzelliği! Seni görecek insanlar ve diyecekler ki: Bu kişinin inandığı Allah vardır ve birdir, ümmeti olmakla iftihar ettiği peygamber haktır ve başlara taçtır, gittiği yol doğrudur ve güzeldir. Her şartta ve her durumda hâlin inandığına delil olacak! Konuşmak budur diğeri gevezelik, lâf-ı güzâf diğeri!

Hâl konuşmaya başladığı vakit dil sussa da anlatır. Hele bir de hâli inandığına delil olan kalp sahibi konuştu mu dinleyen taş olsa kalp kesilir! Kalpleri taşa çeviren gevezeliklerden yoruldu gönlüm taşları kalp eyleyecek bir sükût arıyorum!

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026