Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ilk ne zaman “Dünya 5’ten büyüktür” dedi?
2013’te New York’ta yapılan 74. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda söyledi.
Alkışlandı, takdir gördü.
Sonraki toplantılarda da başka programlarda da defalarca tekrar etti.
“Dünya 5’ten büyüktür.”
“Dünya 5’ten büyüktür.”
“Dünya 5’ten büyüktür.”
*
Üç defa, beş defa değil, katıldığı BM’nin her toplantısında ve her fırsatta dile getirdi.
Bıkmadan, usanmadan, yılmadan…
Bir sonuç alınamıyor, durumda bir değişiklik sağlanamıyor bahanesiyle söylemekten hiç vazgeçmedi.
Israrla, sabırla ve inatla tekrarladı.
Damlayan suyun mermeri delmesi gibi etki yapacağını düşündüğü belli.
Hakkı dile getirmekten vazgeçmeyen bir liderimiz var çok şükür.
BİR GÜN MUTLAKA
ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin.
BM Güvenlik Konseyindeki 5 ülkenin veto hakkını elinde tutması, bütün sistemi kilitlediği için Cumhurbaşkanı Erdoğan o sözünü istikrarlı şekilde tekrarlıyor.
Bir tanesinin hayır demesi, bütün dünyaya rağmen, sunulan herhangi bir karar teklifi kabul edilmiyor.
*
Herhangi bir değişiklik olmasa da ilelebet böyle gidecek değil. Zemin gittikçe kuvvetleniyor, hak verenler artıyor. Çekinenler cesaret alıyor. Günün birinde inşallah durum değişecektir.
“Kellim kellim la yenfa” (Konuş konuş, faydasız) kalıbında kalınmayacağı ileride görülecektir. Ümidimiz bu yönde.
Bir gün veto hakkı kaldırılırsa, bütün ülkeler eşitlenirse, o temeli kimin attığını unutmayalım.
EVET, ŞİİR GİBİ AMA ŞİİR DEĞİL
Cumhurbaşkanımız, BM genel kurulundaki konuşmasını Sezai Karakoç’tan bir alıntıyla bitirdi.
“Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak” cümlesiyle başlayan sözler büyük alkış ve takdir aldı.
Dinleyenler tekrarını istedi. O metinden pek çok yerde şiir olarak bahsedildi.
Hâlbuki o alıntı şiir değil, nesir.
Üstadı Karakoç’un külliyatını satır satır bilen şair Şaban Abak, o yanlışlıktan duyduğu rahatsızlığı belirterek, aslına dikkat çekti.
Karakoç’un 1970’te Diriliş dergisinde yayınlanan “Hakikat ve Serap” başlıklı yazının girişi. Daha sonra “Çağ ve İlham 1” kitabında yer aldı.
ŞAKALAŞMA
Tramp: “Golan tepelerini İsrail’e ver.”
Şara: “Sen New Jersey’i onlara ver. Golan’ın sahibi değilsin ama New Jersey’in sahibisin. En azından sahip olduğun bir şeyi vermiş olursun.”
*
Hakikaten insanın kendine ait olan bir şeyi vermesi kolay, başkasına ait olan bir şeyi vermesi zor ve anlamsızdır. Ver demek ise saçmadır.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara, bu diyaloğu “şakalaşma” olarak niteledikten sonra Tramp’ın Suriye’nin yanında durduğunu ve desteklediğini belirtti.
Tramp da Şara ile görüşmelerinden sonra onu “Güçlü bir lider, karizmatik, sağlam adam” gördüğünü söylemişti.
Tramp aynı zamanda Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırdı. Kimin etkisiyle o kararları aldığını da açıkça dile getirdi.
Biz ona kısaca Reis diyoruz.
DÜNYA LİDERİ
Muhalif bilinen bir kadın gazeteci ABD’den bildirdi.
“Erdoğan dünya lideriymiş hakikaten” anlamına gelecek sözler söyledi.
“Kabul etmek zorundayız” da dedi galiba.
Ülkeye dönünce arkadaşları pişman etmeye çalışacaklardır. Yandaş bile diyen çıkabilir.
Aldırma Bahar Hanım, direnebilirsin.
Baskı yapacak olanları önümüzdeki sene BM toplantısına göndermen, en azından gitmeleri için tavsiyede bulunman yeter. Türkiye’ye dışarıdan bakmak, sağlıklı sonuca ulaştırır.
“Git, bak, gör” deyip eline bileti tutuştur.

