Türkiye’de çağdaş sanat dünyasının hükümetlerle, özellikle AK Parti hükümetleriyle ve devletle ilişkisi oldum olası problemli olmuştur.

Burada devleti eleştirmekten söz etmiyorum. Devleti eleştirmek başka bir şeydir. Devletin yaptığı her şeyi peşinen şüpheli, baskıcı, otoriter, militarist ya da kötücül kabul etmek başka. Özellikle son otuz yılda Türkiye’de üretilen çağdaş sanatın önemli bir bölümüne baktığınızda bu tavrı rahatlıkla görebilirsiniz. Devlet, çoğu zaman eserin karşısındaki görünmez kötü karakterdir. Sınırlar kötüdür, asker kötüdür, resmî tarih kötüdür, milliyetçilik kötüdür, devlet kurumları zaten baştan şüphelidir.

Bienallerde, sergilerde, sanatçı metinlerinde yıllardır dönüp duran kavramlara bakın: sınır, kimlik, hafıza, militarizm, öteki, devlet şiddeti, merkez-çevre, azınlıklar, göç, iktidar…

Bunların tartışılmasında elbette hiçbir sorun yok.

Sorun başka yerde.

Devletin karşısında konumlanmanın zaman içerisinde neredeyse “çağdaş” sanatçı olmanın şartlarından birine dönüşmesinde.

Bu yüzden geçtiğimiz günlerde Meclis’te kabul edilen ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” diye bilinen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun karşısında çağdaş sanat dünyasının sessizliği benim özellikle dikkatimi çekti.

Çünkü sıradan bir yasadan söz etmiyoruz.

Karşımızda Türkiye’nin kırk yılı aşkın süredir yaşadığı en büyük meseleye ilişkin tarihî nitelikte bir düzenleme var.

Üstelik mesele yalnızca hukuk da değil.

Hafıza.

Şiddet.

Terör.

Devlet.

Toplum.

Ölüm.

Barış.

Yüzleşme.

Affetme.

Adalet.

Bunların hangisi çağdaş sanatın konusu değil?

Normal şartlarda Türkiye’deki güncel sanat ortamının tam ortasına düşmesi gereken bir tartışmadan bahsediyoruz.

Ama ortalık şaşırtıcı biçimde sakin.

Elbette herkes sustu demek haksızlık olur. Bu yasaya itirazlarını dile getirenler var. Bunların büyük kısmı da üstü örtülü milliyetçilik ve Atatürkçülük maskesiyle yapıyorlar.

Meclisin çok büyük çoğunluğu tarafından kabul edilen yasayla alakalı bazı tartışmalar mevcut. Tam çağdaş sanatın sevdiği türden bir çatışma. Fakat çağdaş sanat dünyamız nerede? Asıl ilginç olan bu. Çünkü aynı çevrenin devletin çok daha küçük kararlarında gösterdiği refleksi biliyoruz.

Bir serginin iptali, bir festival kararı, bir belediye uygulaması, bir sanatçının yaşadığı hukuki mesele söz konusu olduğunda sosyal medya birkaç saat içerisinde açıklamalarla dolar. Sanatçılar, küratörler, bağımsız sanat mekânları, kültür yöneticileri harekete geçer. “Devlet” karşı taraftaysa konuşmak kolaydır. Fakat devlet kırk yıllık bir terör sorununu sona erdirmek amacıyla, içerisinde DEM Parti’nin de bulunduğu geniş bir siyasi mutabakatla yeni bir hukuki düzen kurmaya çalıştığında aynı refleksi göremiyoruz. Yasa Meclis’te 467 kabul oyuyla geçti; ret ve çekimser oylar bulunmasına rağmen son yıllarda nadiren görülen genişlikte bir parlamento desteği ortaya çıktı.

Belki de mesele tam olarak burada.

Türkiye’de çağdaş sanatın bir bölümünün devlet eleştirisi sandığımız kadar ilkesel olmayabilir. Çünkü gerçekten devlet iktidarına karşıysanız devletin güç kullandığı zaman kadar, güç kullanmaktan vazgeçtiği zaman da konuşmanız gerekir. Gerçekten militarizme karşıysanız silah bırakılmasını tartışmanız gerekir. Gerçekten hafızayla ilgileniyorsanız kırk yıllık terörün hafızasını konuşmanız gerekir. Gerçekten adaletle ilgileniyorsanız hem öldürülenlerin yakınlarının adalet talebini hem barış için hukuki düzenleme yapılması gerektiğini aynı masaya koymanız gerekir. Sanatın görevi “evet” ya da “hayır” demek değildir zaten.

Sanatın görevi soruyu büyütmektir. Ben bütün bu tartışmaların yapılmasını tercih ederim. Fakat sessizliği değil. Çünkü sanat dünyasının siyasetle ilişkisini belirleyen şey ilkelerse bugün konuşması gereken günlerden birindeyiz. Yok eğer yıllardır sergilerde, bienallerde, panellerde karşımıza çıkan “devlet eleştirisi” yalnızca belirli bir siyasi pozisyonun estetik ambalajıysa, o zaman bu sessizlik gayet anlaşılır.

Belki de Çerçeve Yasa yalnızca Türkiye’nin terörle mücadelesinde yeni bir çerçeve çizmiyor. Türkiye’deki çağdaş sanat dünyasının siyasi çerçevesini de bize gösteriyor.

Başlıklar :Türkiyesanatdevlet
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026