ABD’nin gelecek başkanını yine bir savaş belirleyecek…İran savaşı…

Nur Özkan Erbay
Nur Özkan ErbayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 23/07/2026, Perşembe • Yeni Şafak Haber Merkezi
ABD’nin gelecek başkanını yine bir savaş belirleyecek…İran savaşı…
Arşiv.

ABD başkanlık seçimlerinde dış politikanın belirleyiciliği özellikle kaybedilen ve kamuoyunun girilmesini istemediği savaşlarda daha da görünür olmuştur. Her ne kadar savaşlara girilmiş olsa da başkanlar aradıkları halk desteğini bulamadıklarından ikinci dönemleri için yarıştan çekilmiştir. Buna örnekler olarak; Kore Savaşı sonrası yaşanan ağır kayıplardan sonra Henry S. Truman’ın halk oylarının yüzde 22 seviyelerine gerilemesi nedeniyle ikinci kez aday olmaması, John F. Kennedy’nin bir suikast sonucu öldürülmesi sonrasında ezici bir oy alarak onun yerine göreve gelen başkan yardımcısı Lyndon B. Johnson’un Vietnam savaşı sonrası ikinci bir dönem için yarışa girmemesi verilebilir. Körfez Savaşı döneminde başkan olan George H. W. Bush ise her ne kadar savaşı kazanmış görünse de savaş sonrası Amerikan ekonomisinde yaşanan büyük resesyon nedeniyle ikinci kez girdiği başkanlık seçimlerini kazanamamıştır. Bu konuda tek istisna 11 Eylül saldırıları döneminde başkan olan oğlu George W. Bush’un Irak ve Afganistan savaşlarına rağmen ikinci kez seçilebilmesidir. Bunda da savaşların hali hazırda devam ediyor olması, toplumda yaşanan infial, korku ve her iki ülkedeki durumun doğrudan ABD’ye yönelik bir “küresel terör tehdidi” anlatısının siyasal iletişim tabiriyle kamuoyu tarafından “satın alınması” etkili olmuştur.

Genelde savaş dönemlerinden sonra başkanlığa gelen isimler görev süreleri zarfında ekonomide yaşanan resesyon ve yıkımı izale etmeye çalışmış, Bill Clinton ve Barack Obama dönemlerinde olduğu gibi daha çok Amerika’nın dış dünyadaki imajını onarımla hemhal olmuşlardır.

Bu örneklerden yola çıkıldığında İran savaşı da bir istisna olmayacak. Irak Savaşı’na önce Kongre’de destek verip sonra başkanlık kampanyasında bir Vietnam gazisi olarak “hayır” diyen John Kerry bu zikzakları ile George W. Bush’a karşı seçimleri kaybetmişti. Tıpkı Kerry gibi Trump’ın da 2016 seçimlerini “savaşları bitiren başkan” sloganı ile kazanmış olması ile bugünkü durum Amerikan siyasetindeki yaygın kullanımı ile büyük bir “flip-flop” zikzak ve tenakuz oluşturuyor. Ancak Trump’ın ikinci kez başkanlık koltuğunda oturuyor olması kendisine çok daha şahsi kararlar alma ve bunların hiçbirinin hesabını vermeden başkanlık süresini doldurma konforunu da sunuyor.

Peki bundan Amerikan siyasetinde bu zikzakların maliyetini ödeyecek olanlar kimler? Cumhuriyetçilerin 2028 başkanlık seçimlerinde şanslı olabilmesi ancak önlerine çok güçlü bir demokrat aday çıkmaması ile mümkün. Ki New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin arkasına aldığı rüzgar tüm dünyanın malumu. Aksi halde İran savaşı, ekonomide beklenen şahlanmanın gerçekleşmemiş olması, ABD’nin dünyada gerileyen imajı, uluslararası alanda ittifaklık ilişkilerinde açılan gedikler, içeride artan toplumsal kutuplaşma durumunu Cumhuriyetçiler için çok zor olacağını gösteriyor.

ABD seçimlerinde halkın temayülleri her ne kadar önemli belirleyiciler olsa da finalde son çizgiyi kimin geçtiği başkan adayının toplum nezdindeki kabulü, inandırıcılığı ve seçim kampanyasının ne derece başarılı ve tutarlı bir çizgide ilerlediğine bağlıdır. Trump sonrası dönemde henüz demokratların adayına ilişkin bir isim belirgin değil. Öte yandan Cumhuriyetçilerin adaylarına dair Trump’tan sonra iki halef ön plana çıkıyor. Bunlardan biri halen ABD Başkan Yardımcısı olan J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio.

Her ne kadar her ikisi de Trump’ın en yakınında gözükse de Vance ve Rubio’nun başkanlık yarışındaki adaylık rekabeti şimdiden hissediliyor. Her ikisi de Amerikan popülist yeni sağ “Amerika’yı Yeniden Muhteşem Yap” kısaltılmış adıyla MAGA grubundan bugüne kadar büyük destek aldı. Özellikle Rubio’nun ayrıca İsrail lobisi tarafından da desteklendiği biliniyor. Öyle ki Amerika’daki İsrail lobisinin etkili isimlerinden Fox’un ve Wall Street Journal’ın kurucusu medya patronu Rupert Murdoch’ın Rubio’ya desteği çok açık. Buna karşın Vance’in özellikle Tucker Carlson’un başını çektiği medya figürleri ve MAGA tabanındaki desteği gün geçtikçe büyüyor. Özellikle İran savaşı sırasında İsrail’in müdahalelerini ifşa eden; MAGA, liberal sol, merkeziyetçi tabanda artan bir şekilde İsrail’in ABD çıkarlarına hizmet etmediği görüşlerini yüksek sesle dillendiren Vance’in göreceli olarak Rubio’ya karşı avantaj elde ettiğini söylemek mümkün. Ancak bunun taktiksel, dönemsel ya da pozisyonel mi yoksa gerçekçi bir “önce Amerika’nın maslahatı” politikasına dayanıp dayanmadığını şimdiden net olarak görmek mümkün değil.

Vance ve Rubio arasındaki rekabeti görmüş olacak ki ABD Başkanı Trump, mayıs ayında Pod Force One adlı bir podcastte yaptığı açıklamalarda her iki ismin 2028 seçimlerinde birbirleriyle çekişmeli bir ön seçimde yarışmak yerine güçlerini birleştirmeleri gerektiği söyledi. İkisinin bir takım olarak yenilmesi zor adaylar olduğuna inandığını ifade eden Trump, seçim yarışı için ise erken dedi. Trump her ne kadar böyle düşünse de her iki ismin de egosu yüksek adaylar olduğu, İran savaşında sergiledikleri tavırlarla kendisini belli ediyor. Her ne kadar Trump onları bir “takım” olarak görmek istese de Amerikan siyasetini ve dünya meselelerini ele alış biçimleri, geldikleri arka plan, seçmen kitleleri, kimler tarafından desteklendikleri, özellikle dış politikadaki fikir ayrılıklıları şimdiden gün yüzüne çıkmış durumda. Sadece İran Savaşı üzerinden özetlemek gerekirse Vance açık biçimde anlaşma taraftarı ve İsrail’in muhtemel anlaşmaları baltaladığını ifade ediyor. Bu bakımdan kendisinin kararlı bir izolasyonist ve kazanılamayacak savaşlara girmeyi tercih etmeyecek kadar kar/zarar hesabı yapan ihtiyatlı bir realist olduğunu söylemek mümkün. Rubio ise Amerikan dış politikasında şahin ve agresif gerçekçiliğin temsilcisi. Bu nedenle İran konusunda İsrail ile olan angajmanları, “sarsılmaz müttefiklik” retoriğinden taviz vermeye yanaşmayan bir isim ve bu doğrultuda hareket ediyor. Her ne kadar her ikisi de ABD’nin küresel liderliğini savunsa da güç kullanımı, ABD çıkarları ve yetkinin kimlerle ve ne için paylaşılacağı konusunda keskin çizgilerle ayrılıyor. İran savaşı bu açıdan da gelecek başkan adayının kim olacağı ve kimin kazanacağı konusunda geçmişteki örneklerde olduğu gibi adeta bir turnusol olacak.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026