Bazı transferler kadroyu güçlendirir, bazı transferler ise takımın seviyesini değiştirir. Muhammed Salah’ın Trabzonspor’daki ilk görüntüsü, ikinci gruba ait olduğunu söylüyor.
Başakşehir karşısında atılan iki gol ve alınan 2-1’lik galibiyet elbette gecenin en görünür tarafıydı. Ancak Salah’ın 90 dakikasına yalnızca skor üzerinden bakmak, ortaya koyduğu performansa haksızlık olur.
9.2 reyting, 68 kez topla buluşma, 7/9 uzun pas, 6 kilit pas, 4/5 şut, 4 kez faulle durdurulma, 1/2 başarılı çalım ve 12 ikili mücadelenin 6’sını kazanma... Bu rakamların içerisinde benim özellikle dikkatimi çeken veri 6 kilit pas.
Çünkü Salah’ı yalnızca ceza sahasına yaklaştığında tehlikeli olan, golünü atan ve kenara çekilen bir yıldız olarak görmediğimizi gösteriyor. Oyunun içerisinde kalıyor, arkadaşlarını oynatıyor, hücumun yönünü belirliyor ve gerektiğinde sorumluluğu üzerine alıyor. Zaten büyük futbolcuyla iyi futbolcuyu ayıran noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor.
İyi futbolcular bir takımın parçası olur. Büyük futbolcular ise etrafındaki takımın seviyesini yukarı çeker. Salah’ın Trabzonspor açısından asıl değeri de burada başlayacak.
Rakip artık Trabzonspor’a karşı savunma planı hazırlarken Salah’ı merkeze almak zorunda. Onun karşısında bek oyuncusunu yalnız bırakamazsınız. İkinci bir oyuncuyla yardım getirdiğiniz anda başka bir bölgede boşluk verirsiniz. Savunma çizgisini öne çıkardığınızda arkanızdaki alanı, geriye çektiğinizde ise Salah’ın topla buluşacağı bölgeleri düşünmek zorundasınız. Yani Salah bazen topa dokunmadan bile Trabzonspor’a alan açacak.
Bunun etkisini yalnızca onun gol ve asist rakamlarında değil, etrafındaki futbolcuların performanslarında da zaman içerisinde görebiliriz.
Bir başka önemli detay ise Salah’ın buraya yalnızca ismiyle gelmemiş olması. Dünya futbolunda büyük kariyerlerin ardından yapılan transferlerde her zaman aynı soru sorulur: “Ne kadar istiyor?”
Başakşehir karşılaşmasının verileri bu soruya şimdilik güçlü bir cevap veriyor.
12 kez ikili mücadeleye girmek, dört kez faul almak, altı kilit pas üretmek ve beş şut girişiminde bulunmak bize sahada sorumluluk alan bir Salah gösteriyor. Kariyerini anlatmaya değil, futbolunu oynamaya gelmiş bir görüntü var.
Trabzonspor’un da tam olarak buna ihtiyacı vardı.
Çünkü böyle oyuncuların etkisi yalnızca tabelada görülmez. Takım arkadaşının özgüvenini yükseltir, tribünün beklentisini değiştirir, rakibin Trabzonspor’a bakışını değiştirir. Bir süre sonra takım, yıldızının seviyesine yetişmeye çalışmaya başlar.
İşte asıl kırılma noktası budur.
Salah her hafta iki gol atmayacak. Her maç 9.2 reytingle de oynamayacak. Futbolun doğasında böyle bir gerçeklik yok. Ancak mesele zaten her hafta iki gol atması değil. Mesele, Trabzonspor'un Salah'ın varlığını ne kadar büyütebildiği.
Eğer teknik ekip onun etrafındaki hücum organizasyonunu doğru kurar, diğer oyuncular Salah’ın oluşturduğu alanları doğru kullanır ve Mısırlı yıldız da bu fiziksel seviyesini sezon boyunca korursa Trabzonspor’un hücum gücünün sınırları ciddi şekilde değişebilir.
Başakşehir karşılaşması bunun küçük bir fragmanıydı.
Henüz Süper Lig’de ikinci maç... Şimdiden iki golle üç puanı getiren bir Salah var. Daha önemlisi ise istatistiklerin arkasında oyuna hükmetmeye başlayan bir futbolcu görüyoruz.

