Tasavvufa adanmış bir ulu çınar: Mustafa Tahralı Hoca

Mahmut Ay
Mahmut AyYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 21/08/2026, Cuma • Yeni Şafak Haber Merkezi
Tasavvufa adanmış bir ulu çınar: Mustafa Tahralı Hoca
Mustafa Tahralı Hoca

Medeniyetlerin devamını ve ayakta kalmasını sağlayan şey; koca şehirler, görkemli binalar ya da kalın kitaplar değildir. Bir medeniyeti asıl “yaşatan”, o medeniyetin ruhunu şahsında özümseyip “yaşayan” insanlardır. Zira binalar o medeniyete dair sanatı, kitaplar bilgiyi muhafaza eder; insanlar ise o medeniyetin ruhunu, özünü, üslubunu, ahlakını ve terbiyesini “yaşar” ve bunları yeni nesillere “yaşayarak” aktarmış olur. Bu sebeple bir medeniyetin gerçek serveti; sanatından, binalarından, okullarından ve kütüphanelerinden önce o medeniyetin “yaşayıcısı ve taşıyıcısı” konumundaki insanlardır. İşte Prof. Dr. Mustafa Tahralı Hocamız, tasavvuf düşüncesinden tekke kültürüne, edebiyatından musıkisine kadar Türk-İslam medeniyetinin ruhunu önce kendi şahsında özümsemiş, sonra da o medeniyetin manasını ve özünü emek ve sevgiyle, derin bir işçilik ve ustalıkla yeni nesillere aktarmanın gayreti içinde koca bir ömrü bereketlendirmiş müstesna bir insandır.

Bazı insanlar gök gürültüsü gibi çok ses çıkarır; ama faydası olmaz. Bazı insanlar da yağmur yüklü bulut gibidir, ses çıkarmaz; ama bol su verir. Mustafa Tahralı Hocamız, Türk-İslam irfanını ruhunda özümseyip yeni nesillere sessizce ama derinden aktaran bir “ilim ve irfan bulutu” gibidir.

Bazı akademisyenlerin hayatı birkaç sıfatla özetlenemeyecek kadar derindir. Onlar için “İyi bir akademisyendi”, “velud bir yazardı”, “çok talebe yetiştirdi” demek doğru; ama eksiktir. Zira bazı insanlar, yaptıkları işten çok o işi yapma biçimleriyle iz bırakırlar. İşte Mustafa Tahralı hocamız da üslubu ve ahlakıyla örnek olan ve iz bırakan bir hocamızdır.

Onu tanıyanların zihninde ilminden önce hilmi, kâlinden evvel hâli canlanır. Nezaket, tevazu, sabır ve sükûnet gibi kelimeler bir akademik özgeçmişte yazılmaz; fakat bir insandan geriye kalan asıl miras bu güzel hasletlerdir. Belki de bu yüzden Mustafa Hoca’yı anlatmak, yalnızca bir akademisyeni anlatmak değil, aynı zamanda giderek daha fazla özlemini çektiğimiz hâliyle kâli uyumlu olan bir ilim anlayışını anlatmaktır.

Bugün üniversitelerde doktorlar, doçentler, profesörler yetişiyor. Fakat her akademisyen “hoca” olamıyor. Zira hocalık, yalnızca bilgi aktarmak değildir; asıl hocalık hâl aktarımı yoluyla şahsiyet inşa etmektir, talebenin zihnine olduğu kadar gönlüne de dokunabilmektir. Mustafa Hocamız, bu hasletlere sahip bir “hoca”dır.

Ülkemizde tasavvuf araştırmalarının akademik bir disiplin olarak kurumsallaşmasında hocamızın çok önemli bir yeri vardır. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı’nın kurucusu olan hocamız, lisans derslerinde binlerce öğrencisine tasavvufu anlatmanın yanı sıra onlarca ilim insanına lisans üstü tez danışmanlığı yapmıştır. Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç (1995), Prof. Dr. Reşat Öngören (1996), Prof. Dr. Safi Arpaguş (2001), Prof. Dr. Ekrem Demirli (2003) ve Doç. Dr. Ercan Alkan (2014) doktorasını hocamızın danışmanlığında tamamlayanlardan bir kaçıdır. Hocamız, Ahmed Avni Konuk’un Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi, Tedbîrât-ı İlâhiyye’nin Tercüme ve Şerhi ve Mesnevî Şerhi’nin latinize edilip ilmî bir şekilde neşredilmesi başta olmak üzere pek çok kıymetli eserin telif, tercüme ve neşredilmesine öncülük etmiştir. Akademik çalışmalarında başta dil konusundaki hassasiyeti olmak üzere son derece titizdir. Onun bu titizliğini görmek isteyen, Rene Guenon’dan yaptığı “Çağ ve Hakikat” adıyla neşredilen derleme çevirilerde Türkçeyi nasıl kullandığına bakabilir. Guenon’u okuyanlar, dilinin zorluğunu bilir. Ancak Hocanın bu çevirisi gayet anlaşılır bir dile sahiptir. Ayrıca Guenon’un ürettiği bazı kavramları dilimize doğru bir şekilde aktarmak ve düşüncelerini daha anlaşılır kılmak için gösterdiği çaba bu kitabın dipnotlarında görülebilir.

Tahralı Hoca, sadece tasavvuf tarihi üzerine uzmanlaşmış bir akademisyen değildir. O, klasik Türk edebiyatımızı ve musıkimizi çok iyi bilen ve bu alanlarda gayet nitelikli eserler üretmiş bir insandır. Hocamızın, pek çok kâr-ı nâtık güfteleri mevcuttur. Bu güfteler, Alaattin Yavaşça ve Cinuçen Tanrıkorur tarafından bestelenip icra edilmiş önemli eserlerdir.

Hocamız, doktorasını Sorbonne Üniversitesi’nde Ahmed er-Rifâî Hazretleri üzerine yapmıştır. Batı’yı yakından tanımış olmasına rağmen ona hayranlıkla methiye düzenlerden ve kendi medeniyetini hoyratça eleştirip küçümseyenlerden olmamış; bilakis kadim medeniyetimizin kıymetinin her daim farkında olmuştur. Batı’daki akademik metodolojiden istifade etmiş; ancak asla yabancılaşmamış, hangi medeniyete ait olduğunu bilmiş ve özünü unutmamıştır.

Mustafa Hocamla ilgili benim için çok anlamlı olan bir hatıramı paylaşmak isterim. 2000 yılında merhum pederim aniden vefat ettiğinde İlahiyat son sınıf öğrencisiydim. Peder-i azizimin mezar kitabesine yazılmak üzere klasik usulle tarih düşmek istiyordum. Lakin tecrübem yoktu. Hocamdan yardım istedim; sağ olsun günlerce benimle ilgilenip yol gösterdi ve sonunda hocamın yardımıyla bir dörtlüğün son mısraı olarak “Hâdim-i Kur’an eyledi seyr-i cinân” cümlesini bulduk. O günlerde bendenizle engin bir tevazuyla, derin bir şefkat ve sevgiyle ilgilenmesini, bir öğrencisine daha kadim medeniyetimizden bir şey aktarmanın, “tarih düşme”yi öğretmenin heyecanını derin bir hazla yaşamasını unutamam.


Hocamız, tam bir İstanbul beyefendisidir; iletişiminde nezaket ve incelik hakimdir. Meslektaşlarına ve öğrencilerine asla kibirlenmez, daima tevazuyla yaklaşır. Öyle ki bazen lisans derslerinde, tasavvufî bir anlayışa ya da hocanın bir meseledeki şahsî görüşüne itiraz eden arkadaşlarımız olurdu. Hocamız ise sakince dinler, nezaket ve tevazuyla cevaplandırır; kendi görüşünü empoze etmenin telaşı içinde olmazdı. Bendeniz de hocamızın teferruata dair bazı görüşlerine katılmazdım belki; ama ondaki bu edepli hâli görünce itiraz edesim gelmezdi. Onun edebi bendenizi daima cezbederdi, benimsemediğim bir fikri olduğunda o fikri bir tarafa bırakıp hocanın edebine odaklanmaya çalışırdım. İşte tasavvufun kitaplardan öğrenilemeyecek tarafı budur. Zira tasavvuf, yalnızca “ne söylediğiniz” değil “nasıl söylediğiniz” meselesidir aynı zamanda. Hocamız tasavvufî ahlâkı hakikaten özümsemiş bir insandır. Sanırım bunda, doğuştan gelen derviş meşrep mizacı kadar içinde yetişmiş olduğu Rifâî dergâhının manevî ikliminin ve entelektüel muhitinin de etkisi büyüktür.

İlerlemiş yaşına rağmen Hocamız, bugün dahi okumaya, yazmaya ve her fırsatta öğretmeye devam etmektedir. Zaman zaman gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde bir şeyleri anlatmak ve öğretmek için lütfedip detaylı izahlar yapmaktan erinmez, detaylar dikkatinden kaçmaz. Bu durum, yıllar geçse de ondaki hocalık enerjisi ve medeniyet aktarımı heyecanının hiç pörsümediğinin göstergesidir.

Bir vefa borcu olarak yüzlerce talebesi adına şunu ifade etmem gerekir ki Mustafa Tahralı Hocamız, ilim ile ahlakı, akademik titizlik ile irfânî derinliği ahenkli bir şekilde mezcedebilmiş örnek bir hocadır ve “medeniyetimizin taşıyıcı köprülerinden” biridir. Tasavvuf düşüncesini ve tekke kültürünü, edebiyatımızı ve musıkimizi kendisinden sonraki nesillere sessiz ve gösterişsiz; ama derinden ve temelinden aktarabilmenin gayreti içinde olan müstesna bir ilim ve irfan adamıdır. Hayatını Türk-İslam irfanına adamış olan, duruşuyla edebi, anlatımıyla hikmeti sevdiren bu ulu çınara en derin hürmetlerimi arz ediyor, Yüce Mevlâ’dan kendisine sağlıklı uzun ömür diliyorum.

Yazımızı Hocamızın Alaattin Yavaşça tarafından bestelenmiş bir kâr-ı nâtıkının giriş bölümüyle hitama erdirelim: “Âh edip ağla gönül hasret-i dildâr ile sen/Bir DÜGÂH seyre düşüp cezbe-i dîdâr ile sen/Âh gönül vâh gönül/Gönül eyvâh gönül/Düştü gurbette yolun semt-i HÜSEYNÎ’ye bugün/ Var niyaz eyle gönül bülbül-i gülzâr ile sen/ Âh gönül vâh gönül.”


Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026