FETÖ’nün İsrail ile bilinen dirsek temaslarını, ortaya çıkan iş birliklerini, elebaşlarının Tel Aviv’e düşen füzelere üzülmesini ve
“Güneydeki Ülke”
hassasiyetlerini bir kenara bırakalım.Dinden beslenen “
terör devleti
” ile dinî yapı görünümlü “terör örgütü
” arasındaki bağı, mazlumların kanlarını dökme biçimleri ortaya çıkarıyor aslında.Cuma akşamı TRT’de yayımlanan “
Asırlık Gece
” dizisinin 14 ve 15. bölümleri art arda ekrana geldi ve dizi final yaptı. Ama beni asıl sarsan 13. bölümdü.
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan 15 Temmuz'u anlattı: İki rekât namaz kılıp yola çıktım
Mesai arkadaşımız
Mustafa Cambaz
’ın, Halil Kantarcı
’nın, Erol Olçok
ağabeyin, aslan evladı Abdullah Tayyip
’in, motosikletli cesur yürek Yılmaz Ercan
’ın ve İlhan Varank
Hoca’nın şehadetlerine yer verilmişti o bölümde.Dizinin her bir bölümü sadece YouTube’da en az bir milyon izlendi. TRT ve Tabii’yi de katarsak Türkiye için izlenme rekoru kırılmış olabilir. Bu veriler, toplumsal hafızanın hâlâ ne kadar taze olduğunun göstergesi. Bölümlerin altına yazılanlar da dikkat çekici. Sonu gelmeyen bir yorum seli var ve duyguları net biçimde görebiliyorsunuz. Birçok kişi dizi vesilesiyle aynı soruyu haykırıyor: “
Nasıl bu kadar acımasız, bu kadar vahşi olabildiler?
”On yıl geçmiş olmasına rağmen bu sorunun hâlâ böylesine taze bir öfkeyle sorulması; toplum olarak FETÖ gerçeğinin ıskalandığını,
15 Temmuz gecesi yaşanan vahşetin hafife alındığını
, dahası örgütün kodlarının hâlâ anlamlandırılamadığını gösteriyor.Belgesel üzerinden madde madde gidelim…
BİR
: Sokak aralarında sivilleri sırtlarından vurdular. Elini kaldıran, kendilerine iyi niyetle yaklaşan, “Evladım, ben senin annen yaşındayım.”
diyen, elinde silah olmayan insanlara hedef gözeterek ateş açtılar.İKİ
: Yaralıların taşınmasına izin vermediler. Yılmaz Ercan’ın, MOBESE kayıtlarına da yansıdığı gibi, köprü üzerinde kan kaybından can vermesini seyrettiler ve yardım etmek isteyenleri yaklaştırmadılar.ÜÇ
: Belgelerden ve mahkeme kayıtlarından anlaşılıyor ki FETÖ’cüler hava kuvvetlerini tam olarak ele geçirebilselerdi o gece onlarca şehrin meydanını bombalayacaklardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı teslim almak için gerekirse toplu katliama girişeceklerdi.DÖRT
: En çarpıcısı da bu: Öldürme emrini sorgulayan, tereddüt eden veya reddeden FETÖ’cü asker sayısı yok denecek kadar azdı. Sivillerin üzerine ateş açanlarsa emirleri sorgusuz sualsiz yerine getirdi.BEŞ
: Suçüstü yakalanmalarına ve cinayetleri ortada olmasına rağmen örgütlerini korumaya devam ettiler. Canlarından, ailelerinden, kariyerlerinden ve vatanlarından vazgeçip yalnızca örgütsel aidiyetlerini düşündüler.Tablo çok net değil mi?
Dizinin ilham aldığı
“Asırlık Gece”
kitabının yazarı Doç. Dr. Hüseyin Aydın’ın, FETÖ’cülerin ruh hâline dair tespitlerini eklersek tablo daha da netleşecek.MANKURTLAŞMA
: FETÖ’cü askerler, akıl ve iradelerini tümüyle örgüte teslim etmişlerdi.KİBİR
: Cumhurbaşkanı’na yönelik suikast timindeki Zekeriya Kuzu ile Kuleli Askerî Lisesinin FETÖ’cü komutanı Mürsel Çıkrıkçı’nın söylemleri, güç zehirlenmesinin yansımalarıydı.PİŞKİNLİK
: Suikast timini yöneten Gökhan Şahin Sönmezateş, kamera kayıtlarına ve geçmiş bağlantılarına rağmen mahkemede, “Ben örgüt mensubu değilim, ihtilalciyim.” deme rahatlığını sergiledi.MERHAMETSİZLİK
: Bazı sanıklar, duruşma koridorlarında şehit ailelerine hakaret ederek katliamlarıyla övünerek ne kadar taş kalpli olduklarını gösterdiler.Şimdi…
FETÖ’cülerin, İslam’ın ve tüm evrensel insanlık değerlerinin dışında bir anlayışa sahip olmaları zaman zaman konuşuldu. Çünkü itaati sorgulamayı günah sayan, “abilerin” talimatını vahiy gibi gören, kendisini devletin ve dinin üzerinde konumlandıran bir “
inanç mühendisliği
” söz konusu.“Asırlık Gece”nin 13. bölümünde; köprü üzerinde yaralı taşırken vurulan Yılmaz Ercan’ın, kan kaybederken ambulansa götürülmesine dahi izin vermeyen hain askerlerin gerçek görüntülerini kalabalık ailemizle bir kez daha izledik. O sırada birçoğumuzun ağzından aynı cümle çıktı: “
Tıpkı İsrail askerleri gibi…
”Ölüye ve ağır yaralıya dahi acımayacak kadar vahşiliği dünyada en açık biçimde sergileyenler İsrail askerleri değil mi? Siyonist askerler hafızalarımıza şöyle kazındı:
Muhammed ed-Durra
’yı ve Hind Receb
’i, kameraların ve ses kayıtlarının önünde, saatlerce ateş altında tutarak katlettiler.Çocuklara, sivillere ve yaralılara merhamet etmeyen ve kendilerinden olmayan herkesi öldürmekte bir an bile tereddüt etmeyen Siyonistler; topluluklarını “
dokunulmaz
” görüyor, Yaradan’ın tarafından seçildiklerine inanıyor, bu yüzden hesap vermeyeceklerini düşünüyor ve menzile giden yolda her şeyi mübah sayıyorlar.İşte FETÖ’cü hainler de, Gazzelilere ölüm yağdıran Siyonistlerin gibi, 15 Temmuz gecesi “üstünlük” ve “dinî meşruiyet” zırhına bürünmüşlerdi.
Fakat FETÖ’cüleri Siyonistlerden daha ileri bir noktaya taşıyan bir durum var: İsrail, tarihsel olarak düşman kabul ettiği Filistinlileri aleni bir din savaşıyla katlediyor. FETÖ’cüler ise içinden çıktıkları halka savaş açtılar, havasını teneffüs ettikleri vatana ihanet ettiler ve
aynı kıbleye yöneldikleri dindaşlarını öldürdüler.
“Asırlık Gece”
dizisi hafızalarımızı tazelemiş ve acılarımızı yeniden kor hâline getirmişken hem benzeşmeleri hem de aralarındaki “farkı
” ortaya koymak gerekiyor. Karşımızdaki Haşhaşiler, Siyonistler kadar acımasız ve onlardan daha fanatikti.
Öyle olmasa, darbeci pilot Uğur Uzunoğlu, Ankara’da Polis Özel Harekat Başkanlığını bombalayıp, “babasının” meslektaşlarını şehit etmezdi.Bu aziz vatanı ne tür bir yapının elinden kurtardığımızı ve aslında nasıl bir cendereden çıktığımızı idrak etmemiz gerekiyor, değil mi?

