Çankaya Köşkü"nden önce bir sahneyi aktarmak istiyorum. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sorularımızı yanıtlamış aramızdan ayrılmak üzereyken, bir anda geri döndü ve "Bir şey söyleyince, sözlerimiz nereye çekilecek diye başlarız kaygı etmeye" dedi.
Bir an durakladı, gözlerini üzerimizde gezdirdikten sonra, "Önemli olan niyetimiz tabi. Size yazılı metin vermiyoruz tabii ki. Ağzımızdan çıkanları niyetimize göre değerlendirin" diye devam etti.
Bu anekdotu aktardıktan sonra tekrar başa dönmek istiyorum.
BDP"lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının gündemde olduğu , PKK"nın yönetim kadrosunun başka bir ülkeye gönderilmesinin dile getirildiği bir sırada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül"le bir arada olmak bizim için önemli bir fırsattı.
Füze hızıyla gelişen, "Patriot" tartışmasını ve "Muhteşem Yüzyıl"ı da ihmal etmedik tabii ki…
Ama bu iş o kadar kolay olmadı. Çünkü Cumhurbaşkanı"nın farklı bir tarzı var. Cumhurbaşkanlığı Geleneksel Kültür ve Sanat Ödül töreni için Çankaya Köşkü"ndeydik.
Töreni izlerken hepimiz Cumhurbaşkanı Gül"den güncel tartışmalara ilişkin birkaç cümle koparmanın peşindeydik.
Öyle ki, "İstanbul sazendeleri"nin icra ettiği musikiyi dinlerken gevşeyen meslektaşlarımız bile, Cumhurbaşkanı"nın bir sözü üzerine yerinden fırlar gibi kağıda kaleme sarıldı.
"Tarihi dizilere ilgi sevinilecek bir şey" dedi Cumhurbaşkanı.
Hani Başbakan Erdoğan"ın, "Muhteşem Yüzyıl" dizisine karşı tepkisi var ya…
Başlık bile hazır.
"Erdoğan"la Gül arasında muhteşem ayrılık"
Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde tüm umutların Erdoğan-Gül çekişmesine bağlandığı, mikroskopla sorun arandığı bir, "fitne" döneminde bulunmaz bir fırsat.
Medya sadece bununla dahi olsa yetinecekti ama Cumhurbaşkanı Gül, başta dokunulmazlıklar olmak üzere birçok konuda farklı görüşler ortaya koydu.
Bu bir fitne mi?
Ne münasebet.
Peki Cumhurbaşkanı ile Başbakan"ın üsluplarının aynı, görüşlerinin ortak olduğunu mu düşünüyorum.
Hayır.
Bir defa konumları aynı değil.
Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti"nin cumhurbaşkanı.
Recep Tayyip Erdoğan ise Başbakan.
Biri ülkenin tüm kesimlerini kucaklayan bir mevkide oturuyor.
Abdullah Gül"ün üslubu ise daha naif ve kucaklayıcı.
O nedenle ki, 367 krizine ve 27 nisan e-muhtırasına rağmen çıktığı Çankaya Köşkü"nü, kriz üreten değil, tüm kesimlerin kendini bulduğu bir mekana dönüştürmeyi başardı. Son 15 günlük programına bakarsanız dahi bunu anlamak mümkün.
Büyükşehir yasasına itirazı olan CHP de Çankaya"nın kapısını çaldı, kurultay sürecinden çıkan MHP de yeni yönetimiyle Cumhurbaşkanı"nın huzuruna çıktı.
Muharrem orucunun iftarı da Köşk"te açıldı, BDP"lilerle görüşen de yine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül"dü.
Başbakan Erdoğan ise bir yandan icranın başında ama aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olarak siyasi mücadeleyi yürüten de o. Bu hareketin tartışmasız lideri Recep Tayyip Erdoğan.
AK Parti kurulduğu günden bu yana girdiği 7 seçimden de başarıyla çıktıysa, referandumda yüzde 58"e ulaşıldıysa, onun güven veren liderliğinin payı büyük.
Askeri vesayetin geriletilmesi, Türkiye"nin sağladığı demokratik dönüşüm ve Ergenekon süreci onun güçlü liderliğinin bir sonucu.
Aktif siyasetin içinde olan, önünde bir yerel seçim ve bir Cumhurbaşkanlığı seçimi bulunan Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı makamındaki Abdullah Gül"ün konumları aynı değil.
Ayrıca üslupları ve bakış açılarının farklı olduğu da doğru. Ama bu bir zaaf değil, tam tersine demokratik zenginlik.
Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan bugün böyle düşünüyor değil ki, aktif siyaset yaptıkları dönemlerde de biri Çankaya"da diğeri başbakanlık koltuğunda da kendilerine has görüşleri oldu. Çünkü ikisi de çok güçlü kişilikler.
Asıl önemli olan, bu farklılıklarına rağmen birbirlerini dengelemeyi bildiler. Ayrıca Demirel ile Çiller, Özal ile Mesut Yılmaz arasında olduğu gibi konumlarını ve imkanlarını birbirlerini yok etme anlamında kullanmadılar. Tam tersine bulundukları konumlarını Türkiye"nin dönüşümü ve olası krizleri aşmada kullandılar.
Bu ülkede askerler bir mektup gönderdi diye (12 Mart muhtırası) hükümet devrildi. Ama genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları istifa ettiği halde bundan demokrasi kazançlı çıktı. 5.5 saatte yerlerine yenileri atandı.
Bu kazanımlar, Cumhurbaşkanı ile Başbakan"ın güç birliği yapması ile sağlandı.
Önemli olan farklı görüşlerin olması değil. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül"ün uyarma gereği duyduğu gibi, niyetlerin farklı olması…
Başlıklar :

