Köyde mağaza yok.
(Minibüsü ile tencere tava plastik eşya satan) Çarşambacı Zafer’e gidip işini hallediyorsun.
Köyde taksi durağı yok.
(Yoldan geçen motosikletli adama) “Şoraya kadar bırakır mısın” diyorsun.
Köyde havuz yok.
Kurbağalı dereye girip serinliyorsun.
Köyde market yok. Sipariş de vermiyorsun.
Yapıp sofrana getiriyorsun.
Köyde kalorifer yok.
Sobanın üstünde yemek pişirip, çay demleyip ısınıyorsun.
Köyde alarm yok.
Horozun bildirimleri hiç bitmiyor.
Köyde etkinlik merkezi yok.
İmece usulü en büyük etkinlik.
Köyde mağaza yok.
Modayı pazardan takip ediyorsun.
Köyde müze yok.
Evlerin hepsi müzelik.
Köyde açık büfe yok.
Sofraya ne çıktıysa o günün bereketi.
Köyde fitness hocası yok.
Küreği eline alınca annen hoca oluyor.
Köyde pikniğe diye gidip iş yapıyorsun.
Köyde hazıra konmak yok.
Ekmeğini taştan çıkarıyorsun.
Köyde konser yok.
En fazla düğüne gidiyorsun.
Sizce köyde hayat var mı?
AS Organik Gübre’nin paylaştığı ve sosyal medyada viral olan “Köyde ne var ne yok?” videosunun tam metin diyalogları böyle geçiyor.
Keyifle izlenen bu videoyu üretenlerin emeklerine sağlık.
**
Eski zaman köylerindeki yani 20-30 sene önceki yaşam biçimini hatırlatan ilginç bir içerik olmuş.
Bugünün dünyasında böyle bir köy yaşamı yok ya da çok azdır muhtemelen.
İnternetin küresel ağları köyleri değiştiriyor.
Onları yaşam biçimi olarak “şehirli” yapıyor.
Zaten köylerin çoğu büyükşehirlere bağlanarak mahalleye dönüştü.
Birçok köye her gün belediye otobüsü, market arabası, fırıncı arabası, hazır giyim satış arabası, pazarlamacı uğruyor.
Yaşayanların çoğu tarım sigortasından emekli olmuş yaşlılar.
Bahçe yapan, tarla süren, inek bakan sayısı her köyde ya bir tane ya iki tane aile.
Bunlar da şehri tercih etmeyip köyde kalan gençlerin aileleri.
Geri kalan gençler de en yakın kasaba ve şehirlerde sabit ücretli çalışıyorlar.
Köylerde ürün para etmiyor zaten üreten çok az ama yerler para ettiği için çok sıkıştıklarında tarla satıyorlar.
**
Son dönemde gençlerde şehir hayatının zorlukları yüzünden köye dönüş hevesi oluşmaya başlamış.
Hayvancılığı cazip görüyorlar.
Köylerde de şehir hayatını yaşayabileceklerini düşünüyorlar.
Şimdilik dillendiriyorlar.
Şehirden köye bir dönüş modası var ama kaç aile uyar, şimdilik meçhul.
**
Köyde hayat böyle iken şehirde ne var ne yok sorusunu biri şöyle cevaplamış; “Yirmi otuz yıllık bir konut kredisiyle geleceğini ipotek altına alan bir insan, yasal olarak hür görünse de ruhen bağımsızlığını yitirir.
Borçlu birey; iş yerindeki haksızlığa karşı ses çıkaramaz, greve gidemez, meşru bir itirazda bulunamaz ve risk alıp yeni bir hayat kuramaz.
Çünkü her ay ödemek zorunda olduğu faiz ve taksitler, onun vicdanî cesaretini, eleştirel aklını ve özgür iradesini felç eder.
Bu yük çoğu zaman kişiyle de bitmez; miras kalan borç, bir sonraki nesli de aynı çarkın içine doğurur.
Modern finans düzeni, eski çağların kaba zincirlerini ortadan kaldırmış; yerine çok daha zarif, görünmez ama bir o kadar bağlayıcı bir mekanizma geçirmiş. Hürriyet, anayasal bir hak olmaktan çıkıp yalnızca borçsuz kalabilenlerin tadabildiği lüks bir ayrıcalık haline gelmiştir.”
**
Yalnız videodaki horozla ilgili bilgiye bir katkı da ben yapayım.
Köyde bir ihtiyardan dinlemiştim;
“Horozlar insana ne zaman yatıp ne zaman kalkacağını bildiren görevlendirilmiş canlılardır.
Yatsı namazından sonra öterek insanlara uyuma vaktinin geldiğini hatırlatırlar.
Güneş doğmadan hemen önce öterek sabah namazına kaldırırlar.
Güneş doğduktan 45 dakika sonra öterek, “Haydi işbaşına” derler.
Bu saat şaşmaz.”
**
Şimdi köylerde horoz da yok.
15 yıl önce dayı oğlunun evinin arka bahçesinde 100 tane tavuğu vardı.
Su almak için evdeki buzdolabını açtığımda marketten alınmış bir piliç gördüm.
-“Dayıoğlu bu ne” dedim.
-“Köy tavukları pişirince sert oluyor, bunların yemesi daha güzel” dedi.
-“Dışarıda bahçede beslediğin tavukları kim yiyecek” dedim.
“Yumurtalarını satıyorum” dedi.
Ertesi yıl tekrar uğradığımda baktım bir tavuk yok bahçede.
-“Ne oldu tavuklara” dedim.
“Bir tilki dadandı hepsini tek tek götürdü” dedi.
“Kurt köpeğin vardı bahçede” dedim.
“Yerinden bile kalkmadı tilki götürürken” dedi.
Küresel ekonominin yeni normali;
Tilkiler köy tavuğu yerken insanlar fabrika üretimi piliç yiyor.

