Mansur Yavaş"a sormuşlar: "Niye 3 hilali bırakıp 6 ok"a gittin?"
"Altı üçten büyük" demiş.
Dedikodu işte… Milletin ağzı torba değil ki büzesin.
Parti-pırtı, herhangi bir şey, sırf büyük olduğu için tercih edilecekse, "Küçük güzeldir" diyen Schumacher fena yanılmış demektir.
Ne var ki sandık söz konusu olduğunda, güzelliğe değil, oy oranına bakıyorlar.
Mansur Bey eski partisinde kalsaydı, bu kadar oy alamazdı.
Yeni partisi de başka bir aday gösterseydi, alınan oy daha düşük olurdu; herkes farkında.
CHP oy oranını yükseltmek, makûs talihini yenmek ve müzmin muhalefetten kurtulmak için ne numaralar denediyse bir türlü tutturamadı.
Denenen numaralar hep meşgul sesi verdi.
Çarşaflı kadınlara rozet takmak bile kâr etmedi.
CHP yönetimi Mansur Bey"i bu yüzden tercih etti, yakışıklılığından ötürü değil.
Şimdi Genel Başkanlık için adı geçiyor.
Hayırlısı.
Şayet iki muhalefet partisinden biri iktidar adayı olacaksa, CHP"yi değil, MHP"yi tercih ederim.
Bunca yılın MHP"lisi Mansur Yavaş için "Başkası olma kendin ol" sözü bile bir anlam taşımıyorsa, seçilseydi bile benim için kıymeti olmazdı.
ARANIZDA, PARTİSİNİ BİRİNCİ SANMAYAN VAR MI?
Seçimden sonra bir kanalda değerlendirme konuşması yapan bir yazara rastladım.
Sonuçların AK Parti için zafer sayılamayacağını söylüyordu.
Başbakan üzgünmüş, çünküymüş…
Yüzde 52 oy almayı bekliyormuş, o beklentisi gerçekleşmemiş ve yüzde 43"te kalmışmış.
Konuşmacının kim olduğunu merak ettim ve sonuna kadar radyoyu kapatmadım.
MHP yönetiminden bir isimmiş, Doç. Doktormuş ve bir gazetenin de yazarıymış.
Helal olsun.
"Bu sonuç genel olarak AKP"yi rahatlatmadığı gibi, Başbakanı da tatmin etmemiştir" dedikten sonra şunları söyledi:
"Söz konusu bu gerçekliklerden hareket edilirse Başbakanın iddia edilenin aksine, çok da rahat olduğu söylenemez. Zira MHP"nin bu seçimdeki başarısının AKP"nin tek alternatifi olduğunu her vicdan sahibi olan seçmen nezdinde kendini göstermiştir."
Önemli bir cümle daha var:
"Yerel seçimleri geride bırakan Milliyetçi Hareket Partisi, AKP/CHP/BDP"nin oluşturduğu ayrıştırıcı bölücü ve yıkıcı dilin karşısında Lideri Devlet Bahçeli ile birlikte kutuplaştırmadan ayrıştırmadan kin ve nefret dili kullanmadan toplumu kucaklayan Türk milletinin her ferdinin hassasiyetlerini bilerek birleştirici bir dille kucaklaştırıcı bir duruş göstermiş Türk milletinin bütünleştirici yapısı olmuştur."
Röportajda tekrarladığı köşe yazısından bu cümleyi aynen aldım.
Bu nasıl bir cümledir, nasıl bir Türkçedir, anlamak zor ama işin o kısmını görmezden gelelim.
Söylediklerinin özüne bakalım.
*
Bu sözleri duyan bir kişi, seçim sonuçlarından haberdar olmasa, MHP"nin ikinci parti olduğunu zanneder. Hatta birinci.
Düzeltmeye kalksak, neresini düzeltelim?
Her şeyden önce Evliya değil, Peygamber… Hz. Davut değil, Hz. İbrahim… Keçi değil, koç…
Üçüncü parti olan MHP"yi sırf kendi partisi olduğu için neredeyse seçimin galibi ilan ederken, birinci olanı zayıf gösterme gayreti nasıl bir ruh hali gerektirir?
Seçimden önce hiçbir rakam telaffuz etmeyen Başbakan Erdoğan"ın beklentisinin yüzde 52 olduğu nereden çıktı?
Bir önceki seçimde alınan (yüzde 38) oy oranı ile mukayese edilir ilk önce.
Sonra da diğer partilerin aldığı oylarla.
İkinci olan CHP ile üçüncü olan MHP"nin aldığı oylar toplanınca AK Parti kadar etmiyor.
Girdiği 8 seçimin hepsinde oy artıran bir parti var ortada; böyle bir başarıyı nasıl küçümsenir?
Bu ülkede Turgut Özal yüzde kaçla iktidar olmuştu, bir bakmakta fayda var.
Bugüne kadar hiçbir seçimden birinci çıkmayan ve son seçimde de üçüncülüğünü koruyan MHP"yi çok başarılı gösteriyorsan, siyasi tarihimizde ilk defa bir ilçede belediye başkanlığı kazanan TKP"yi de seçimin galibi ilan edebilirsin.
*
Sovyetler Birliği henüz dağılmamışken iki blok arasında türlü fıkralar uydurulurdu.
ABD Başkanı ile SSCB Başkanı yarış yapmışlar.
Koşuda ABD Başkanı ipi göğüslemiş. Sovyet basını bunu nasıl duyurmuş?
"Sovyetler Birliğinin güçlü lideri yarışta büyük başarı gösterdi" diye vermişler.
"Birincinin hemen arkasında yarışı tamamladı. ABD Başkanı ise ancak sonuncudan bir önce bitirebildi."
TÜRKEŞ O KOLTUĞA YAKIŞMAZ MIYDI?
Merhum Alparslan Türkeş"in devresinde kim varsa bu ülkede Başbakanlık yaptı.
Demirel, Ecevit, Erbakan. Bir tek Türkeş o koltuğa oturmadı.
Bu ayıp MHP"ye yeter. (Fazlasına tahammül varsa, bana göre hava latif, memleket mazbut...)
Aziz kardeşim, Doç ya da Desoto olabilirsin fakat seçimden üçüncü çıkmış partiyi seçimin galibi gibi göstermeye çalışmak, ancak züğürt tesellisi sayılır.
Ortada duran ve eğilip bükülemeyecek rakamlarla oynayarak Genel Başkanına övgü yağdıracağına, "Bugüne kadar partimizin liderini niçin ülkenin de lideri yapamadık" diye düşünmek daha mantıklı.
Başlıklar :

