Türkiye-Avrupa ekseninin son derece kritik geleceğine ilişkin ilk adım Helsinki Zirvesi''nde atıldı. Zirveden beklenen sonuç çıktı. Artık Avrupa "usdışı"nın eşiğinden son anda dönmüş olmanın keyfini çıkarabilir. Türkiye ise soğukkanlı biçimde yol almaya devam edecektir.
Şimdilerde sık sık "Avrupa 1997 Lüksemburg Zirvesi''ndeki hatasından döndü" deniyor. İyi de neden böyle oldu? Bu durum, Türkiye''nin Eylül 1998''deki Suriye Operasyonu''yla başlayan "yeniden konumlanma" sürecinin beklenen sonucudur. O tarihten bu yana, özellikle de "Roma Krizi" sırasında, Türkiye-Avrupa ekseninin barındırdığı "olanak ve tehlikelere" sık sık değinmiştim. Önümüzdeki günlerde, yeri geldikçe, bu öğeleri yeniden tek tek ele alacağım.
Şimdi önemli olan, Türkiye''nin -AB''nin sergilemesi gereken "ussal" ve "gerçekçi" politikalar eşliğinde- fazla zaman yitirmesini engelleyecek bir "yol programı"nı belirlemesi ve uygulamasıdır. Olağan koşullarda, 10-15 yıla bu iş biter. Türkiye, beklenenden daha esnek ve dinamik bir program izlerse, bu süreç daha da kısalabilir.
Helsinki Zirvesi''nin "mikro düzeydeki" sorun alanı Türkiye-Yunanistan ilişkileriydi. Her iki ülke de "diplomatik nezaket" çerçevesinde birbirlerinin karaciğerini yokladılar ve maç berabere bitti. Ayrıca 10-11 Aralık''a yayılan gelişmeler, Türkiye''nin sık sık değindiğimiz "haysiyet mücadelesi"ne de yakışır bir görüntü verdi. Ancak bu "mikro alan"ın kırılma noktası Kıbrıs''tır. Geçen ay bu konuya değindiğim bir yazıda şu formülü dile getirmiştim: "Türkiye, AB''yle bütünleşme süreci içinde, Kıbrıs için en uygun çözümün uygulanmasını sağlayacak. Bu çözüm, şimdilerde gündemde olan türden bir ''federasyon'' olacaksa, bu ancak Türkiye ve Kıbrıs''ın aynı anda AB''ye girmesi koşuluyla gerçekleşecek."
Yunanistan''ın "adaylık metni"ne ekletmeye çalıştığı süreç, gelecek dönemde, ancak "neyin olamayacağını" göstermesi bakımından önem taşıyor. "Aynı anda üyelik" formülü "enosis"i de "taksim"i de seçenek olmaktan çıkaracak. Zaten KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Rauf Denktaş da, fırsat düştükçe, "taksim"in "enosis" karşısındaki taktik işlevini açıklamaya çalışıyor. Türkiye''nin "yeni konum"u yeni bir bütünleşmenin yolunu açacak. Bu konuda karamsar senaryolara kapılmamak gereği var. Çünkü Türkiye-Avrupa ekseni, bu "mikro alan"a feda edilemeyecek kadar önem kazanmış bulunuyor.
Bu eksene karşılık gelen "makro alan"a önümüzdeki günlerde uzun uzadıya değineceğim. Bugünlük şu hususu vurgulamakla yetineceğim: Türkiye''nin Helsinki Zirvesi''ndeki sonuca yol açan "yeniden konumlanma" süreci, Türkiye-Avrupa ekseni açısından bir "eskiye dönüş" anlamına geliyor.
Yağmur Atsız Milliyet''teki 10 Aralık tarihli yazısına şu tümcelerle başlamış: "İstanbul-Van arası uçakla 1345 kilometredir. İstanbul-Viyana arası ise 1385 kilometre..." Bu tümceler Osmanlı''nın "konumlanma" ve "konumunu yitiriş" serüvenini iyi ve doğru anlamak için yetkin bir başlangıç noktası oluşturuyor.
Bu serüven genç Türkiye Cumhuriyeti''nin yönelim ve sorumluluklarına ışık tutuyor. Bugün itibariyle gitgide anlamsızlaşan karşıtlıkları bir yana bırakmak ve Osmanlı''yı "milli çıkar ve hedeflerimiz" doğrultusunda yeniden tanımlamak zorundayız. Fırsat düştükçe pek övündüğümüz, ama temel dinamiklerini kavramakta o ölçüde müşkülpesent olmadığımız Osmanlı''yı! Safdil "sağ"ın herhangi bir "konum" biçmeksizin içeriksiz biçimde yücelttiği, safdil "sol"un klasik Batılı şemalarla ve "indirgemeci" bir yaklaşımla defterini dürüverdiği Osmanlı''yı!
Osmanlı''yı "siyasal düzlemde" yeniden tanımlamamız tarihsel bir "eskiye dönüş" değil, stratejik bir "eskiye dönüş" olacaktır. Bu durum hem Türkiye''nin hem Avrupa''nın dinamikleri açısından tarihsel bir fırsat. Ve şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum: Bu fırsat kimsenin belli ödünler karşılığında bize sunduğu bir ödül değil, Türkiye''nin son on beş aylık "yeniden konumlanma" sürecinin getirdiği bir sonuçtur. Türkiye bu on beş ay boyunca "milli çıkar ve hedefleri" açısından hiçbir zaaf sergilemediği gibi, tuttuğu yolun ne kadar doğru olduğunu ve gelecekte de bundan taviz vermeyeceğini bir kez daha kanıtlamış bulunuyor.
Başlıklar :

