ABD Ortadoğu’dan çekilirken

Süleyman Seyfi Öğün
Süleyman Seyfi ÖğünYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 17/08/2026, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
ABD Ortadoğu’dan çekilirken

Bu başlık matbuatta sık sık ifâde ediliyor. Öyle midir, değil midir, bir bakalım. Manzaraya üstünkörü nazar ettiğimizde bu ifâdenin hayli düşündürücü karşılıkları olduğunu görebiliyoruz. ABD, Sûriye ve Irak’taki askerlerini çekme ve üslerini kapatma karârını açıkça ortaya koyuyor. Ama bunun alternatif bir plân üzerinden yürütülüp yürütülmediğine dikkat etmemiz lâzım gelir. Sorulması gereken sual şu: ABD, dünyâ jandarmalığı işlevinden topyekûn mu vazgeçiyor? Değilse bu işlev yeniden ve başka bir formül üzerinden yeniden yapılandırılmak mı isteniyor? ? Bu suale verdiğimiz cevâba göre muhtemel gelişmelerin neler olabileceğini daha sıhhatli tartışabiliriz.

Trump iktidâra gelirken ABD için sanki yeni bir Monroe Doktrini mânâsına gelebilecek vaaller sıralıyordu. ABD’nin artık bir dünyâ jandarmalığı rolünü üstlenmeyeceğini, içine kapanacağını ve kendi meselelerini gündeme koyacağını imâ eden ifâdelerdi bunlar. ABD’deki kaynakların ha bire dışarıya akmasından yılmış , ağır bir kriz yaşayan ABD halkı bu vaatlere destek verdi ve Trump arkasındaki hatırı sayılır bir kamuoyu desteği ile Başkanlık koltuğuna oturdu. Yaptığı ilk işlerden birisi, ABD’ye ağır mâlî külfetler yükleyen çeşitli uluslararası yapıları tartışmaya açmak oldu.. Sert kararlarla bu yapıların bir kısmından ayrıldı. Ama bâzı yapılardan kopması o kadar da kolay değildi. NATO bunların başında geliyordu. Her fırsatta NATO’daki dengesiz kaynak aktarımına karşı savaş açtı. ABD’nin askerî gücünü arkasına alarak yükümlülüklerini aksatan Avrupa’ya karşı aşağılayıcı, tehditkâr bir dil kullandı. Rusya-Ukrayna savaşında umursamaz bir tavır sergileyerek desteğini büyük ölçüde çekti. Bir bakıma NATO devletlerine “Ne hâliniz varsa görün” diyordu. Trump buraya kadar MAGA’cı vaatleri ile tutarlı bir hat tâkip etmiş olduğunu söyleyebiliriz.

Ama her şey bu kadarla bitmiyor. ABD’yi mânâsız savaşlardan çekip, içine kapatarak meselelerini çözeceğini iddia eden Trump, ağır tehditlerle Kanada ve Grönland’ı istilâ etmekten bahseder oldu. Artık ABD ile Avrupa hattı çöküyor; hattâ Anglosakson çekirdek bile çatlıyordu. Bu yayılmacı ihtiras Trump’ın MAGA’cı syâsetlerden kopmaya başladığının ilk işâretleriydi. Ama bir şekilde ihmâl edildi. Arkasındaki destek, “Trump ABD’yi kendi içinde toparlamak idealinden vazgeçmiş değil..Bunu,” ABD’yi büzüştürerek değil, büyüterek yapıyor” dendi. Yâni, kritik geçitleri ve kaynakları kesin olarak kontrol ederek yapılacak bir geri çekilme olacaktı onunkisi.

7 Ekim sonrası, İsrâil tarafından alt üst edilen Ortadoğu Trump’ı kendi açısından tam bir tam bir savrulmaya mâruz bıraktı. Savaşların , ahlâkî değil, ekonomik temelde mânâsızlığına vurgu yapan Trump burada tam bir eksen değişimine uğradı. Hoş, esâsen Abraham Uyumu üzerinden İsrâil’in tatmin olacağını ve yatışacağını düşünüyordu. Abraham Anlaşmaları ilerlemedi. Burada mızıkçılık yapan Mısır ve Suudî Arabistan oldu. BAE, Bahreyn, Fas ile iş bitmiyordu. Süreç tıkanmıştı.Bu meyanda İsrâil azgınlaştıkça azgınlaşıyor ve kontrolden çıkıyordu. Trump, İsrâil’in baskılarına boyun eğdi ve büyük bir risk alarak İran’a savaş açtı. Netice tam bir fiyasko oldu. ABD’nin Ortadoğu’daki hâl-i hazırına bir bakalım. İran eskisinden daha diri ve güçlü bir hâle geldi. ABD’nin hegemonyası için Körfez’deki can damarı olan petrodolar rejimini koruyan üsleri târumar oldu. Savaş kapasitesi yarıdan fazla azaldı. İki kritik boğaz; Hürmüz ve Babülmendep kapandı ve İran’ın kontrolüne geçti. Hâsılı ABD işleri yüzüne gözüne bulaştırdı. En mühimi, itibârını kaybetti. Her şey telâfi edilebilir, ama bu edilemez.

Bu şartlar altında Trump için yegâne çıkış yolu, bölgesel muttefiklerini devreye sokarak , onların eskortluğunda yavaş yavaş çekilmektir. Şimdi harıl harıl bunu tezgâhlamakla meşgûl. Mekke Anlaşması tam da bu eksende ortaya çıktı. ABD bu safhada Türkiye ve Pâkistan’a her zaman olduğundan daha fazla muhtaç. Bâzı yorumlar, Mekke Anlaşması’nın ABD’nin güç biriktirmesi olduğuna kanaat getirmiş durumda. Yanına Türkiye ve Pâkistan’ı alarak veyâ doğrudan onları ileri sürerek İran’a karşı çift kanattan saldırmayı düşündüğünü iddia ediyorlar. Evet, bu ihtimâl topyekûn ihmâl edilemez. Ama , Sünniler çoğunlukta olsalar da dünyânın ikinci büyük Şiî nüfûsuna sâhip olan Pâkistan iç savaş riskini alarak bu mâcerâya atılır mı? Diğer taraftan ,ABD ile Çin arasında ince bir denge tâkip eden aynı Pâkistan, başından beri İran’ı destekleyen Çin’i itip, târihî düşmanı olan Hindistan’a karşı arkasını dönerek İran ile savaşır mı? Çok zor görünüyor. Türkiye’ye gelelim. İran ile çatışmasızlık hâriciyemizin ana omurgalarından birisidir. Bu omurgayı kırıp, sonunun ne olacağını bilmeden, sırf ABD ricâcı oldu diye İran ile savaşır mıyız? Bana pek de mantıkî ve mâkul gelmiyor doğrusu.Mekke anlaşması üç devletin ,farklı sâiklerle bir araya gelmesini ifâde ediyor. Bu hâliyle çok kırılgan da sayılabilir.Türkiye’nin hesâbı yavaş yavaş belli oluyor: Pâkistan ile berâber hareket ederek Hindistan-Suudi Arabistan-İsrâil-Yunanistan arasında düşünülen Yeni Baharat Yolu’nu devre dışı bırakmak ve Körfez Petrolünü, kendisinin de içinde olduğu veyâ kontrol edebileceği yeni bir hat üzerinden yeniden yapılandırmak istiyoruz. Bu da en fazla Hindistan, İsrâil-Yunanistan hattını rahatsız ediyor. En fazla yaygara koparanlar da onlar zâten.

ABD hegemonyasına dayalı eşitsiz dünyâ düzeni gözümüzün önünde çöküyor. Trump’ın yaptıkları onun debelenmesinden başka bir şey değil. Safha safha dünyâdan kesiliyorlar. Bu kaçınılmaz bir son. Ama bu gidişâtı tâyin almış bir memurun toplanıp gidişi ile karıştırmamak gerekiyor. Çekilme zaman alacak ve çeşitli yeni krizler ve çatışmalar doğuracak. Doğan boşlukları zamân içinde mahallî güçler arasındaki rekâbetler ve ilişkiler belirleyecek. Tabiî ki çok kırılgan, nâzik ve sürprizlere süreçler bunlar. Hatâ kaldırmaz.

Bu süreçlerde en belirleyici olan kadim hatların yeniden ortaya çıkmasıdır. Hani bir göl çekilir de altından kadim bir şehrin kalıntıları çıkar ya; bunun gibi. Onun yerine yeni bir şehri kurulması bir tarafıyla o şehrin kadim çizgileriyle tutarlı olmayı, diğer taraftan o şehri zamânında yıkan hatâları tekrar etmeyi icap ettirir. Aman dikkat diyelim…

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026