Tramp, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i havaalanında uçağın kapısında karşıladı.
Şi, cin gibi adam. Adından belli. Böyle pohpohlamalara kanacak biri değil. Tramp da bunu bilir ama kimseye göstermediği saygıyı ona gösteriyor.
“Bak Şi, kırmızı halı da serdik. Buna saygı derler, gördün mü?”
*
ABD ve Çin “Dünyanın iki süper gücü” diye tanımlanıyor.
Yakın zamana kadar Rusya ile buluşmalarda bu ifade kullanılıyordu. Çin sol kulvardan hızla gelip yetişen ve sağ kulvara yerleşerek ikinciliği yakalayan bir ülke.
ABD’nin endişesi ise birinciliği Çin’e kaptırma riskinin bulunması. Ara gittikçe azalıyor.
*
İki taraf da aralarında bir savaş yaşanmasından çekiniyor. Dünyanın altını üstüne getirecek bir gelişme olur. Buna ne kadar gelişme denirse artık!
Bu görüşmede iki taraf “savaşmayalım” fikrinde buluştu.
Zaten Çin, 2035’e kadar savaş istemediğini evvelce beyan etmişti.
Bu demektir ki Şi’nin tavrı şöyle tercüme edilebilir: “O tarihten sonra arzu ettiğimiz askerî ve ekonomik seviyeyi yakalamış oluruz ve isterseniz o zaman savaşabiliriz.”
*
Eğer savaş riski yakınlaşırsa, bir dahaki buluşmada ABD Başkanı, Şi’yi uçağın kapısında değil, havada uçakla karşılar.
Havada yakıt ikmali yapıldığına göre, yolcu takası da mümkündür herhâlde.
*
Şi, bu görüşmede kırmızı çizgilerini bir kez daha vurguladı.
Rekabet edebiliriz ama aramızda savaş olmasın.
İki ülke arasında kültür ve anlayış farklılığı var. Dünyaya bakışımız aynı değil. O yüzden bana karışmayın. Tayvan konusuna hiç değinmeyin. Uygur Türklerine yaptıklarımla ilgili cümle kurmayın. İnsan hakları, demokrasi gibi laflar ederek canımı sıkmayın.
Ticaret yapalım, mümkün olduğunca yakınlaşalım…
Fakat bizim işimize burnunuzu sokmayın.
*
İki lider Beyaz Saray’da görüşürken, dışarıda Uygur Türkleri Çin’i protesto ediyordu. “Soykırımı durdurun” diye bağırıyorlardı. Doğu Türkistan’daki insanlık dışı muameleleri dünyanın duymasını istiyorlardı. O kalabalığın bulunduğu yer, Şi’nin görebileceği mesafede değildi. Sesleri de ulaşmıyordu.
Şi, Uygurları görse ve seslerini duysa da bir şey değişmezdi.
Dışarıdaki protestolardan haberi oldu mu, belli değil. Dolayısıyla bilemeyiz.
Tramp muhtemelen biliyordur. Aralarında konu bile olmamıştır.
PARTİNİN İSMİ
Yeni Parti kuruldu kurulmasına da ismi Yenilik Partisi ile karıştırılır gerekçesiyle değiştirilme ihtimali belirdi.
Bir kelime eklemek gerekecek gibi.
Neler olabilir?
Halkın Yeni Partisi… Milletin Yeni Partisi… Türkiye’nin Yeni Partisi… Ekrem’in Yeni Partisi… En Yeni Parti… Öz Yeni Parti…
DIŞ POLİTİKA
Sözlerinden belli ki Kemal Bey çok değişmiş.
“Dış politikada iktidar-muhalefet ayrımı olmaz.”
Evvelce böyle düşünmüyordu.
Bir süre partiden uzak kalmanın etkisidir.
PETROL FİYATI
Bir litre dizel Hong Kong’da 239 lira, Venezüella’da 20 kuruş.
50 litrelik depo Hong Kong’da 11.950 liraya doldurulurken, Venezüella’da 10 lira yeterli.
İstanbul’da ise 93,40 liralık fiyattan 4.650 lira tutuyor.
Ajda Pekkan’ın “Aman petrol canım petrol” şarkısı bugünlerde çok revaçta.
Bu fiyatların daha da artma ihtimali, ortada kesilmeyi bekleyen karpuz gibi duruyor.
Eğer kötü senaryo gerçekleşirse, dünyada her ülkede iktidar değişikliği kaçınılmaz olur.
HÜRMÜZ’ÜN NESİ VARDI?
Tramp, Hürmüz Boğazı’nın adını değiştirdi.
Artık “Tramp Boğazı” diyecekmiş.
Danıld mı Melanya mi? Hangisi?

