Sinema yoksunluğun sanatıdır

Röportaj: AYSEL YAŞA
01:00, 31/12/2011, Cumartesi
Yeni Şafak
Sinema yoksunluğun sanatıdır
Sinema yoksunluğun sanatıdır

Sinemayı, özgürlük içinde paralar saçarak yapan ve halâ tam başarıyı yakalayamamış batılı sinemacılara İranlı yönetmen Kemal Tebrizi'nin bir çift lafı var: "Sinema yoksunluğun sanatıdır. Film yapmak için büyük bütçelere gerek yok. Bize yasaklar konuldukça daha da bir şevkleniyoruz. Bizim tek limitimiz kamera ekranıdır"

İranlı birçok yönetmenle görüştüm bugüne dek. Ne sorarsam sorayım hepsi, aynı cevabı verdi bana: İran sineması yasaklandıkça şahlanıyor. 'Şah'a rağmen doğan ve büyüyen İran sineması bence dünyanın en iyilerinden. Geçtiğimiz yıl Altın Ayı'yı da alan bir İran filmiydi. Dünya bu sinemayı artık kabul etti. Belki de batıya farklı gelen abartıdan uzak sadece insan hikayelerine odaklanmasıydı. Bu hafta da o sinemacılardan biriyle buluştuk, yoksunluğun sinemasını konuştuk.

Sinemaya ilk olarak nasıl başladınız?

İnşaat mühendisiydim. Orada okurken fotoğraf çekmekle başladım işe. Daha sonra branşımı değiştirip bu işe girdim. Film maceram önce okumalarla başladı. Makale okudum, konuşmaları dinledim ve yazı yazmaya başladım. Ardından insanı ilgilendiren meseleleri yine insanlar vasıtasıyla anlatmak yazıdan daha etkili bir yöntem dedim. Siyasi, toplumsal bir konuyu kitlelere makaleler, basın-yayın yoluyla anlatmak yerine bir filmle çok daha etkili bir biçimde anlatabilirsiniz. Sayfalarca yazıya, makaleye gerek yok. Hemen bir film çekin, o size yeter. Bir de eğer konu insansa onu anlatmanın en güzel yolu da sinemadır. Benim mühendisliği bırakıp sinemaya geçişimin altında da bu sebep yatar.

Devrimden sonra İran'da sinema nasıl bir değişim yaşadı? Size ve sizin sinemanıza ne gibi etkileri oldu devrimin?

İran'da Şah döneminde sinemanın temeli yanlıştı. Yönetmen ve oyuncu eşit sayılıyordu. Yönetmenin pek rolü yoktu. İnkılaptan sonra oyuncu ve yönetmen el ele verip daha da güçlendiler. Her şey yönetmenin düşüncesiyle dönmeye başladı. Film yönetmeni ne derse o oluyordu. Ama eskiden böyle değildi. Yönetmen gücü ele aldıktan sonra İran sineması da dünyada güçlenmeye başladı. İnkılaptan sonra İran sineması güçlendi, hüviyeti değişti, başka bir şey oldu. Daha iyi bir yerde ve ben bundan memnunum. Özetleyecek olursak devrimden sonra iki önemli gelişme yaşandı: Birincisi film eleştirmenliği gelişti. İkincisi İran sineması bir kimliğe büründü.

Devrimin gerçekte nasıl olması gerektiğini gösterdiniz filmlerinizle. Ama tek gayeniz bunu anlatmak değildi değil mi? Siz sinema perdesinde ne görmek ve göstermek istiyorsunuz?

Filmin türüne bağlı bu. Bazen bir filmim sadece şefkat üzerine kurulmuş olabilir. Bazen siyasi bir konuyu işliyordur. Bazen aileyi konu alıyordur. Öğretici, eğlenceli ve siyasi de olabilir. Benim için önemli olan insanı anlatmasıdır. Yönetmen ve film muhatap aldığı konu ne ise o doğrultuda hedefini gerçekleştirir.

DEVLET BİZLE BARIŞIK DEĞİL
Hicivleriniz ve sistem eleştirilerinizi biliyoruz. Muhaliflikle sinemacılık arasında nasıl bir bağlantı var? Siz bunu nasıl yapıyorsunuz?

Sadece İran'da değil, dünyanın hiçbir yerinde sinemada tam bir özgürlükten söz edemeyiz. Nereye giderseniz gidin, konuyu istediği gibi anlatamayan yönetmenlere rastlarsınız. Düşüncelerinizi tam anlatamıyorsunuz. Sansür elinizi kolunuzu bağlıyor. Sinemacı hiçbir yerde kendi görüşlerini tam olarak ifade etme zemini bulamıyor maalesef. Hal böyle olunca muhaliflik de bir yere kadar yapılabiliyor. Benim için de aynı durum geçerli.

Zorluğa rağmen iyi bir sinema var İran'da. Zorluklar başarıyı getiriyor herhalde

Haklısınız İran'da sinema yapmak diğer ülkelere göre çok çok daha zor. Dürüstçe söyleyeyim eğer İran'da sinemacılar büyük bir aşkla, özveriyle bu işe sarılmıyor olsalardı ülkede sinema sektörü yıllar önce bitmiş olurdu. İran devleti sinemayla ve bizle barışık değil. Hiç olmasın istiyorlar ama biz zevkle ve istekle ileriye gidiyoruz. Başarı da bu yüzden geliyor. Karşımıza birçok zorluk çıkarıyorlar, bıçak kemiğe dayanıyor ama biz yönetmenler olarak bir set gibi dikiliyoruz onların karşısına.

Din insanların hayatında fark yaratmalı diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

Din insanların yapısında var. Biz hiçbir zaman onun karşısında duramayız. Din herkesin içerisinde. Ne silebiliriz, ne daha üzerine gidebiliriz. Ancak onunla beraber oluruz.

Şeyda filminiz bir aşk hikayesi ama Müzemmil suresi etrafında geçiyor. Kur'an-ı filmlerinizde referans aldığınızı söyleyebilir miyiz?

Benim bütün filmlerim Bismillahirrahmanirrahim'le başlayıp, ardından kısa bir sureyle devam eder. Bunu yapmayı çok seviyorum. Bazen Kur'an-ı'n bir suresini okurum ve o sureden bir film çıkar. Ya da bir filmi daha yazmadan önce, ona en yakın sureyi bulup mutlaka okurum.

'Sinema teknik olarak batıdan geldi ama içeriği bize ihraç edemezler' diyor Majidi. Siz de böyle bir tehlike olduğunu düşünüyor musunuz?

Hayır. Bunu tehlike olarak görmüyorum. Tarih boyunca farklı milletlerin kültürel alışverişleri, etkileşimleri oldu. Ve kültürler bu şekilde daha da güçlendi. Örneğin İranlı İbn-i Sina'nın kitabı tüm dünyanın tıp okullarında okutuldu. Sinema da batıdan bize geldi. Mühim olan bir filmin ne kadar etkili olduğudur. Bunu asla bir tehlike olarak görmüyorum.

İNSAN NEDEN DOĞAR VE NASIL ÖLÜR?
Eski filmlerinizle yenileri karşılaştırdığınızda nasıl bir gelişme göstermiş sinemanız? Daha özgür, daha estetik, daha kaliteli, daha özgün…

Tüm filmlerimi gözden geçirdiğimde yenilerin daha iyi olduğunu görüyorum. Manasında hiç fark yok, anlatmak istediğim konular aynıdır. Ama teknik anlamda bir ilerleme söz konusu. Yine de yaptığım hiçbir film beni tam manasıyla tatmin etmez. Hep büyük bir zevkle daha iyisini yapmaya çalışacağım.

Hangi konuları işlemeyi seviyorsunuz?

İnsanların birbirleriyle ve toplumla olan ilişkilerinde "benzer olanı" işlemeyi seviyorum. Siyasi olsun, komedi olsun filmlerimde şunu sorgularım: İnsan neden bu dünyaya geldi, nasıl yaşayacak ve nasıl ölecek? Bunları sorgulamayı ve bu yüzden sinema yapmayı seviyorum.

İran birçok yönetmeni bünyesinden çıkarmış bir ülke. Coğrafyanın sanata olan etkisine inanır mısınız?

Elbette tesiri oluyor. Gittiğimiz her bölge filmlerimize sirayet eder. İster istemez oluyor bu. Aslolan şudur ki sinemacı en nihayetinde kendi kültürünün ürünüdür ve o kültürü anlatır. Yani doğuda yetişen biri zorla batı kültürünü anlatmaya çalışmasın. Başarılı olamaz. Onu o kültür büyütmemiş ki!

PANAHİ VE RESULOV'UN SADECE CİSİMLERİ ZİNDANDA
İran'da yaşarken batıdan öykü aramak da yersiz zaten

Haklısınız. İran bu konuda çok bereketli. Üstelik sinemacıları etkileyen hikâyeler bunlar. İranlı yönetmenler de kendi coğrafyalarından dışarıya çıkmazlar zaten. Hiçbir şekilde taklit edilemeyen ve etmeyen, kendine özgü bir kimliği olan hikayeleri var İran sinemasının. Bu İran'ın zengin sözlü veya yazılı tarihi ve edebi zenginliğinden besleniyor.

Bir de yasaklar olmasa...

Bizlere yasak koymalarının pek etkisi yok. Yasakların, kısıtlamaların en önemli etkisi sinemacıları daha farklı çözümler üretmeye, daha yaratıcı olmaya itmesi. Dünya sinemasında kabul edilmiş bir teori vardır. Bunu Sanat Olarak Sinema adlı kitabında Rudolf Arnheim şu şekilde özetler: "Sanat yoksunluğun ürünüdür." Büyük bütçelere ve imkanlara gerek yoktur, Sinemada tek limit kamera ekranıdır.

Cafer Panahi ve Resulov İran'ın yasaklı sinemacılarından. Onlarla görüşüyor musunuz?

Bu rejim varken bu iki kişi kesinlikle film yapamayacaklar. Çok üzülüyorum bu duruma. İran'da herkese adil davranmıyorlar maalesef. Biz arkadaşız. Bu konuları çok konuştuk. Onlar çok rahatsızlar. Cisimleri zindanın içerisinde ama ruhları başka bir yerde.


Yeni 3 filmim yolda

Bugüne dek muhalif kimliğiyle bilinen yönetmen Kemal Tebrizi ergen çocuklara değindiği bir aile komedisi çekmek için kolları sıvadı. Bunun haricinde 2 ayrı filmin çalışmalarına aynı anda başlayan yönetmen "Hangisini önce bitiririm bilmiyorum" diyor



Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026