Siyasi partiler seçilebilecek bir yerden başörtülü bir aday göstermediler. Ben kesinlikle onları kınamıyorum.
Olmaması gerekirken maalesef kürt sorunu gibi başörtüsü de demir leblebi kıvamında bir sorundur.
Cumhurbaşkanı, başbakan, meclis başkanı, birçok bakan, vekil, vali ve bürokrat eşleri başörtülü olduğu halde başörtüsü bu ülkenin en önemli sorunlarının başında gelmektedir.
Milletin yarısının oylarını almış iktidar partisi başörtüsü özgürlüğünü savunduğu için kapatılma tehlikesiyle yüz yüze gelmiş ve kıl payı kurtulmuştur.
Şu anda üniversitelerde başörtüsü özgürlüğü nispeten yaşanmaktadır. Ama hala başörtüsü tehlikeli bir virüs gibi algılanmaktadır. Başörtüsünün serbest olduğu kimi üniversitelerde bile diplomalara başörtülü fotoğraf koyma konusunda sorunlar yaşanmaktadır.
Bu neyin nesidir nasıl olur demeyin. Geçen yazımda da belirttiğim gibi demokratikleşme istikametinde hayli mesafe kat edilmesine rağmen militarizm bu ülkede hala devam etmektedir.
Bu yüzden de ben meclise girebilecek siyasi partilerimizin seçilebilecek sırada başörtülü aday göstermemelerini yerinde ve temkinli bir davranış olarak değerlendiriyorum.
Milletvekilinde esas olan başörtüsü değil liyakattir. Bu liyakat konusu mevcut adaylar için de tartışma konusudur ama o bahis bu yazımın konusu değildir.
Evet her şeye rağmen devam eden militarizm siyasi partilerimizi başörtülü bir aday koymaktan alıkoydu. Tekrar ediyorum ben bunu anlayışla karşılıyorum. Aday belirleme sürecinde Hilal TV ''de yaptığımız Hasılı Kelam programında Sibel Eraslan hanımefendiyle konuyu değerlendirirken ben bağımsız adaylar yoluyla bu işin çözülebileceğini söylemiştim.
Hepimiz biliyoruz ki meclise girebilecek partilerden ne AK Parti ne de MHP başörtüsüne karşı değildir, aksine özgürlüğünden yanadır.
Başörtüsünü sorun eden tek parti militarizmin siyaset alanındaki kurumsal temsilcisi olan CHP''dir. Ancak kabul edelim ki Kılıçdaroğlu''yla birlikte CHP de militarizmden yavaş yavaş da olsa uzaklaşmakta halkla kaynaşma siyasetini takip etmektedir. Başörtülülere ve hatta çarşaflılara rozet takacak kadar da takdir edilecek bir açılım yapmışlardır. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin meclise girebilecek başörtülü vekile sorun çıkarmayacaklarını da açıkça ilan etmiştir.
Yani meclis alanında bir sorun kalmamıştır. Başörtülü bir milletvekili hanıma içerde kimse haddi bildirme(!) teşebbüsünde bulunmayacaktır.
Şimdi sorun aşılmıştır ama meclise girebilecek bir başörtülü hanım da partilerin adayları arasında görünmemektedir. AK Parti''nin Antalya adayları arasında son sıralarda bulunan başörtülü bir hanımın seçilmesi de başörtülü milletvekilinin meclise girmesi anlamını taşımamaktadır. Çünkü aday olan hanım meclise girerse başını açabileceğini söyleyerek bu konuda çözüm olmayacağını ilan etmiştir.
Yani sorunun çözümünde elde var sıfır.
İşte tam bu noktada sorunu çözme konusunda Ankaralı seçmenlere önemli bir görev düşmektedir. Ankara 2. bölgede Aynur Bayram isimli başörtülü bir gazeteci hanım bağımsız aday olarak seçmenin huzuruna çıkmış ve başörtülü vekil problemini suhuletle çözecek bir imkân oluşturmuştur.
Bu hanımı tanımıyorum ama bu cesaretinden ötürü onu takdir ve tebrik ediyorum. Madem siyasi partiler bu sorunu çözmekte mazurdurlar(!) öyleyse buyurun size siyasi partilerimize hiçbir zararı dokunmayacak bir çözüm.
Sorunun çözümü Ankara 2. bölgedeki seçmenlerin elindedir. Başörtüsü sorunun çözümünden yana olan siyasi parti seçmenlerinden her bir aileden bir oy verilse Aynur hanım seçilebilir ve başörtüsü meselesi meclis bağlamında pratik olarak çözülmüş olur.
Ankara 2. bölgedeki AK Partililer, MHP''liler, BBP''liler, SP''liler, HAS Partililer her aileden bir oyunuzu Aynur hanıma verseniz partinizin hiçbir kaybı olmaz ama ülkenin en çetrefil sorunlarından birini halletme istikametinde önemli bir kördüğümü çözmüş olursunuz.
Evet Ankara 2. bölgede bağımsız aday Aynur Bayram hanıma her aileden bir oy verilecek ve başörtüsünün önündeki engellerden biri daha kalkmış olacak.
Bu teklife karşı çıkacak hiçbir partiyi ve partiliyi başörtüsü sorununu çözmede samimi bulmayacağımızı da buradan ilan edelim.
Biz bunu yapmazsak bu iş yine BDP''lilere kalacak. Layla Zana ne dedi? ''Meclise başörtüsüyle girebilirim.''
Normalde başını örtmeyen bir hanımın meclise başörtüsüyle girmesi dinin siyasete alet edilmesinin ve provokasyonun ta kendisidir.
Bu işi istismarcılara ve sorunu daha da büyütecek provokatörlere bırakmayalım.
Ankara 2. bölgedeki başörtüsü sorununun çözülmesini isteyenler, sizlere sesleniyorum her aileden bir oy verin bu iş bitsin.
Başlıklar :

